Yazdır
PDF

SEMA TÖRENLERİ- MESNEVİ SOHBETLERİ-[ÜCRETSİZDİR]

 

YER      :   GELİBOLU MEVLEVİHANESİ

TARİH  :  17 Haziran 2012 Pazar

SAAT   :  19:00 - 22:00

Değerli Misafirlerimiz;

Haziran ayı programımız [ÜCRETSİZ];

19.00 Mevlevihane de buluşma
19.10 Ücretsiz geleneksel ikramlar
19.30 Gelibolu Mevlevihanesi Üstadı Mustafa Özbağ ile tasavvuf sohbetleri ve mesnevi okumaları
20.30 Sema Törenleri
21.05 Dua
21.15 Bitiş

Çanakkale şehir merkezinden servisler kaldırılacaktır. Katılmak isteyenlerin Hakancan Demirci ile görüşüp araçlarda yer ayırmaları rica olunur.
Tel: 0 543 931 15 75
Mail: iletisim@gelibolumevleviha
nesi.org

Yazdır
PDF

97 SENE SONRA MEVLEVİ ALAYI AYAĞA KALKTI

 

           Çanakkale’ de tarih tekrar canlanarak, 1915 yılı Birinci Cihan Harbinde gönüllü olarak cepheye giden Mevlevi Alayı nın, cepheye yürüyüşü yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Osmangazi Belediyesi ve Tasavvuf Vakfı’ nın organize etmiş olduğu yürüyüşe, çeşitli illerden gelen binlerce vatandaş katıldı.

          97 yıl önce, Gelibolu Mevlevihanesi’ nden postnişin Burhanettin Efendi ve dervişlerinin de Mevlevi Alayına katılmasına istinaden  yürüyüş Gelibolu Mevlevihanesi’ nden başladı. 57. Alay şehitliğinde son bulan yürüyüş, bölgeye gelen ziyaretçilerinde ilgi odağı oldu. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencileri, Çanakkale Savaşlarında kullanılan askeri üniformaları giyerek yürüyüşe katılırken çok renkli görüntüler oluştu.

 

           Tasavvuf Üstadı Mustafa Özbağ yaptığı konuşmada; “Mevlevilik büyük bir kültürdür. Sahip olduğu manevi ve maddi değerlere her anlamda sahip çıkmaktır. Türkiye Cumhuriyeti’nin soyut kültür mirasının hamurudur. Dün burada gönüllü olarak can verenlerin, nesilleri devam etmektedir. Devletine, dinine, milletine, kültürüne bağlı bir nesilin, bayrak yarışında var olduğunu bugün görmekteyiz. Bu yarınlara taşıdığımız sermayemizdir. Dosta umut, düşmana korkudur. Mümin hangi şartlarda olursa olsun, vatanını ve toprağını koruyan kimsedir. Eğer toprağınız yoksa, dininizde yoktur. Eğer toprağınızı koruyamazsanız dininizi de koruyamazsınız. Bizler Hazreti Muhammed Mustafa' nın yolundan gitmek, onun yoluyla yollanmak, Hazreti Mevlana’nın buyurduğu gibi onun yolunun tozu olmaktır. Zannetmesinler ki, biz sufiler memleket sevdalısı değiliz. Büyük şairin dediği gibi toprak diye bakma bastığın yer namazgahdır, toprak diye bakma, bastığın yer zikirgahtır. Toprak diye bakma, bastığın yerde şuheda kanı vardır. O yüzden bu topraklara, hasretle basın, dua ile basın ve zikirle basın. Bir kişinin dahi dönmeyerek şehit olan 57. Alaya gidiyoruz. Allah katılımcılardan razı olsun, inşallah bu şehitlerin yolunda gitmek bize nasip olsun” dedi.

 

            Tasavvuf Vakfı Çanakkale Bölge Temsilcisi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Öğretim Görevlisi Halit  Kuşku, açıklamasında,; Kültür ve tarih olarak çok zengin bir medeniyetin evlatlarıyız. Ülkemiz dünya coğrafyasında, hızla kültürel faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir. Yetişen gençliğimizin, kültürünü ve tarihini tanıması açısından gönüllülük esasına dayalı bir çalışmadır. Kosova, Bulgaristan, Avrupa ve Balkan ülkeleri ile kültürel köprüler kurduk. Şehitler diyarı Çanakkale ve Gelibolu Mevlevihanesi’ ni kültürel projemiz kapsamına aldık. Unicef in 2007 yılını “Mevlana Yılı” ilan etmesiye başlayan süreçte, sadece  Çanakkale ilindeki 43 aydır yapılan programlara üç bin yabancı, yirmi beş bin yerli turist çekmeyi başardık. Bölgeye büyük bir hizmettir. Bu bağlamda Çanakkale başarılı devlet idarecilerine sahiptir. Kendilerine ve katılan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.

Yazdır
PDF

BALKANLARIN KALBİ, GELİBOLU MEVLEVİHANESİ’ NDE 738. ŞEB-İ ARUS TÖRENLERİNDE ATTI 

Dünyanın en büyük mevlevihanesi olan Gelibolu Mevlevihanesi, Çanakkale Valiliği’ nin yürütmüş olduğu, Hz. Mevlana’ nın vuslat yıldönümü olan 738. Şeb-i Arus Törenleri kapsamında, muhteşem bir organizasyona ev sahipliği yaptı. Tüm balkan coğrafyasından katılımcıların toplandığı organizasyonda, iğne atılsa yere düşmeyecek bir kalabalık vardı. Yer bulamayan üç bin kişi geri dönmek zorunda kaldı.
Başbakanımız Syn. Recep Tayyip Erdoğan’ın göndermiş olduğu mesaj ile başlayan geceye, ev sahipliğini Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bekir Bozdağ yaptı. Bozdağ konuşmasında;  “Bu gece Çanakkale’de, Gelibolu’da  sekiz asırdan beri görkemli nazarı bu topraklar üzerinde olan, ışığı Anadolu’yu,  Rumeli’yi ve dünyayı aydınlatan Mevlana’yı ve büyük mirasını saygıyla anıyoruz. Alimler Peygamber varisleridir dedi ve hükümet olarak böyle kültür açılımlarını sonuna kadar desteklediklerini belirtti.
Çanakkale Valisi Syn. Güngör Azim Tuna konuşmasında; Gelibolu Mevlevihanesi’ nin tarihte balkanların merkezi olduğunu amaçlarının geçmişteki bu yapıya, eski kimliğini kazandırmak olduğunu belirtti. Çanakkale’ nin şehitleriyle birlikte dünyanın en büyük mevlevihanesine sahip olmasının önemine değindi.
Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir ise; Makedonya’yı ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, “Ecdadımızdan yani sizlerden almış olduğumuz emanetimiz var. O emanete hiçbir zaman ihanet etmedik. Her zaman gözümüz kulağımız Ankara’dadır, Dualarımız büyük ve güçlü bir Türkiye olması içindir. Bu vatan sizlere emanettir. Ama gerektiğinde bu vatan için her zaman canımızı ve kanımız vermeye hazırız. Rumeli evladı her zaman anavatanının yanında yer almıştır. Bizler hem Dumlupınar’da şehit verdik, hem Sarıkamış’ta şehit verdik, hem Çanakkale’de şehit verdik. Rumeli evlatları 3 büyük evladını anavatan Türkiye Cumhuriyetine vermişlerdir. Birincisi İstiklal Marşının mimarı Mehmet Akif Ersoy, ikincisi şair Yahya Kemal Beyatlı, üçüncüsü ise Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk. Onun için ben şunu diyorum. Şehitler ölmez, Çanakkale geçilmez” şeklinde konuştu.
Karadağ’dan Çevre Bakanı Rafet Husoviç ise; Çanakkale’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Burada unutamayacağım birkaç gün geçirdim. Bu etkinliklerin Konya’dan sonra Çanakkale’de düzenlenmesi oldukça anlamlı. Çanakkale şehitlerini gezerken bir çok Balkanlardan ve Karadağ’dan şehit düşen insanları gördüm. Onların adına Fatiha okudum. Demek ki Karadağ ile Çanakkale arasında eskiden bir bağ vardı. Biz Boşnaklar olarak hem Karadağ’da hem Balkanlarda Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve diğer konularda varlığı olmasını istiyoruz” dedi.
Mevlevi ve Tasavvuf Üstadı Syn. Mustafa Özbağ’ ın konuşması geceye damgasını vurdu. Hz. Şems-i Tebrizi’ nin, Hz. Mevlana’ ya aşkı yaşayarak öğrettiğini ve aşkın son dersi olarak aşkının uğruna canını teslim ettiğini belirterek, sufilerin bir can teslim ederek, binlerce can bulduğunu açıkladı. Aşkın kuvvetli halinin “Sema” olduğuna değinen üstad, semazenlerin yolculuğunu açıklerken, katılanlar gözyaşlarını tutamadılar. Ardından sema törenleri ile Hz. Mevlana ile Vuslat Gecesi (738. Şeb-i Arus) Törenleri sona erdi.video

Bir cihan imparatorluğun Avrupa Kıtası’ ndaki başkentidir; Gelibolu…
 
Viyana’ ya kadar uzanan bu coğrafyaya asırlarca sevgi, barış, hoşgörü ve adalet ile hükmetmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, kültürünü balkanlara açarken Gelibolu’ yu bir merkez olarak kullanmıştır. İstanbul’ un arka bahçesi niteliğinde olan ve Osmanlı donanmasına ev sahipliği yapan Gelibolu, yetiştirdiği alimleri balkanlara göndererek Türk-islam kültürün yayılmasını sağlamıştır. Çok yakın tarihlere kadar, hacı adaylarının kutsal topraklara gitmeden önce Gelibolu’ yu ziyaret etmelerinin bir gelenek haline geldiğini ele alırsak, Türklerin, Rumeli’deki ilk eyaleti olan bu eşsiz kentin, manevi önemi daha çok ortaya çıkacaktır.
 
Bu kentte şimdilerde tekrar can kazanan öyle bir adres vardır ki, biraz tarih kitaplarını karıştıranlar hem Gelibolu’ nun hemde balkanların bu manevi kalbinin “Gelibolu Mevlevihanesi” olduğunu görmekte zorlanmayacaklardır. Dünyanın en büyük mevlevihanesi, asithanesi ve semahanesi özelliklerini elinde bulunduran bu yapı 1621 yılında ilk postnişi Azade Mehmet Dede ve dervişleri tarafından inşa edilmiştir. 
 
O tarihten sonra çok geniş bir alana yayılarak köfeki taşından minaresi, kiremit çatısı iki katlı semahanesi, semahanenin yanında kadınlar mahfili, divanhanesi, ocaklı köşkü, abdest alma yerleri, derviş hücreleri, şeyhin haremi, kütüphanesi ile zamanın en gelişmiş eğitim merkezleri arasında yer almaktaydı. Son onarımı 1889-1900 yılları arasında Sultan 2. Abdülhamit tarafından yapılan Mevlevihane bu yüzyılın başlarında derin bir uykuya dalmıştır. Askeri bölge içinde kalıp önce hastane daha sonradan depo olarak kaderine terk edilen Mevlevihane 1994 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından satın alınarak 2005 yılında ziyarete açılmıştır.
 

Devamını oku...